Hocalı – Hiç Unutulmadı

Hocalı’dan önce Azeriler Ermeniler’in sivil halka karşı el kaldıramayan bir halk olduğunu düşünürdü. Biz bu ‘kalıbın’ dışına çıkmayı başardık.

Serz Sagysyan – Ermenistan cumhurbaşkanı

Barbed Wire

Tarihi Bilgiler

Kafkasya’nın Sovyetlerin kontrolü altında olduğu dönemde Ermenistan Moskova’nın da desteğiyle topraklarını stratejik ve sistematik olarak Azerbaycan’a doğru genişleterek bu süreçte binlerce Azeriyi yerlerinden etmiştir. Sovyetler Birliği, 1920’de Ermenistan’ın Basarkechar ve Vedibasar ile Zangezur'un bir kısmı olmak üzere Azerbaycan topraklarına sahibi olduğunu ilan etmiştir. 1923 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesine ‘özerk statü’ verilmiştir. Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi Halkının Sovyet Vekilleri, Ermenistan’ın desteğiyle Azerbaycan SSC ve Ermenistan SSC’nin Yüksek Sovyetleri’ne bir dilekçe yazarak Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’dan Ermenistan’a verilmesini istemiştir. Birçok kişi bunun sorunun ilk aşaması olduğunu kabul etmektedir. Bu dilekçe Azerbaycan SSC’nin yasama organı tarafından değerlendirmeye alınmış ve anayasasına aykırı olması nedeniyle reddedilmiştir. Ancak, Ermeniler bu taleplerini sürdürmeye devam etmiştir. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra ve bölgedeki istikrarsızlığın artması nedeniyle Dağlık Karabağ bölgesinde silahlı bir çatışma başladı.

Hocalı Katliamı

Hocalı, toplam 7,5 km2’lik alanıyla Dağlık Karabağ’daki en büyük ikinci şehirdir ve bölgedeki tek havaalanı bu şehirde bulunmaktadır. Hocalı’nın nüfusu Ermenistan’ın toprak talebi öncesinde 23.757 iken o acı Şubat gününden 2.500’e düşmüştür. Şubat 1992’de yaşananlar Hocalı için oldukça üzücü olmuştur. Telekomünikasyon, elektrik, parafin veya su yoktu ve yiyecekler ve bölgede yetişen patatesin tamamı 21 Şubat’ta tükenmişti. Bu zorlu koşullardan kaçmak hiç de kolay değildi. Hocalı’dan Azerbaycan’ın diğer bölgelerine giden yollar Ermeni kuvvetleri tarafından kapatılmıştı, eski SSCB askerleri de hala Dağlık Karabağ’daydı ve şehre yalnızca helikopterle ulaşılabiliyordu. Tüm bu koşullar Ermenistan’ın hemen ateş açmasını kolaylaştırmıştı. Hocalı halkının yapabileceği tek şey şehirden yürüyerek kaçmaktı ve bu da güvenlikleri için zorlu bir yoldan gitmeleri gerektiği anlamına geliyordu. Hocalı sakinleri 26 Şubat 1992’de gerçekten zor durumda kalmışlardı.

25 Şubat sabahının erken saatlerinde Ermenistan silahlı kuvvetleri bölgeyi tamamen kontrol altına almaya çalışıyordu. Hocalı’da yaşayanlara şehri boşaltmaları halinde güvenliklerinin sağlanacağı söylendi ancak daha sonra ne yazık ki bunun kötü bir aldatmaca olduğu ortaya çıktı. Şehirde yaşayanlar Hocalı’dan kaçmaya başladıktan sonra Ermenistan silahlı kuvvetleri ve 366 No’lu Sovyet motorize tüfekçi alayı bu kişileri sınırda karşıladı. Ermenistan silahlı kuvvetleri şehir halkına acımasız şekilde ateş açtı. Çoğunluğunu kadınlar ve çocukların oluşturduğu korkmuş ve silahsız olan şehir halkı katledildi.

Bu katliam sırasında Ermenistan silahlı kuvvetleri 106 kadın, 63 çocuk ve 70 yaşlının da aralarında bulunduğu 613 masum Azeriyi öldürdü. Aralarında 76 küçük çocuğun da bulunduğu ölen 487 kişi dehşet verici şekilde yaralanmıştı ve bunlardan 57’si ‘çok acımasız’ yöntemlerle öldürülmüştü. Siviller yakın mesafeden vurularak öldürülmüş, kafa derileri soyulmuş ve canlı canlı yakılmıştı. Bazılarının gözleri çıkarılmış, bazılarının da kafaları kesilmişti. Hatta hamile olan bir kadının karnına süngü batırılmıştı. Silahlardan kaçan yaralılar güvenlikleri için dağlara doğru kaçmaya zorlanmış ve çok sayıda kişi soğukta kaybedilmişti. Ayrıca 1275 kişi de rehin alınmıştı.

Hocalı sakinlerinin tümü katledilip, hapse atıldıktan veya şehirden kaçtıktan sonra Ermeni askerleri kısa sürede bölgeyi kontrol altına aldılar ve katliamın boyutunu gizlemeye çalıştılar. Azerbaycan helikopterleri cesetleri toplamaya çalışmış ancak bu helikopterlere sürekli olarak ateş edilmiştir. Ölenlerin çoğu araçlarda kamyon yükü gibi taşınıyordu. Ayrıca, 150 kurbanın nerede olduğu hala bilinmiyor. Ermenistan’ın Hocalı’da yaptığı katliam uluslararası hukuka aykırıdır Cenevre konvansiyonlarını ve İnsan Hakları Beyannamesinin 2, 3, 5, 9 ve 17. Maddelerini ihlal etmektedir (10 Aralık 1948 BM Genel Meclisi tarafından kabul edilmiştir).

Ermenistan’ın hikayesi

Katliam haberleri duyulmaya başladıktan sonra Ermenistan kendini korumaya başlamıştır. Ermenistan hükümeti, Hocalı’da olan trajik olayları doğru olmayan senaryolarla anlatmaya başlamıştır. Bir açıklamaya göre katliam, yalnızca sıradan bir askeri operasyonun bir parçasıydı ve sivil kayıplar topraklarını savunan Azerbaycan birlikleri nedeniyle verilmişti. Buna karşın, istatistiklere göre geri çekilen kişilerin çoğunluğu kadınlardan ve çocuklardan oluşan halktı. Ermenistan aynı zamanda Azerbaycan Halk Cephesinin 100 Azeri ve Ermeni sivili öldürdüğünü ve suçu Ermenilere atmak için cesetleri yerleştirdiğini de iddia etti. Ermenistan, ayrıca uzuvları yerinde olmayan Azerbaycanlıların basındaki görüntülerinde hile yapıldığını iddia etmiştir.

Basının tepkisi

Time dergisindeki bir haberde Ermenistan’ın iddialarına yanıt verilmiştir: “Saldırıyı yapan ve masum olan hiç kimsenin bilerek öldürülmediğini iddia eden Ermenilerin yaptığı bu sıradan pek ikna edici değil.” İnsan Hakları Savunucuları (Human Rights Watch) Ermenistan’ın açıklamalarını 'ikna edici olmadığını’ belirtmiş ve Moskova’daki insan hakları grubu şunları ifade etmiştir:  “Sivillerin Hocalı’da toplu olarak öldürülmesinin hiçbir şekilde geçerli bir gerekçesi olamaz ve Ermeni militanların yaptıkları çok sayıda insan hakları sözleşmesinin ihlali anlamına gelmektedir.”

Diğer basın organları da bu acı olaylar için benzer tanımlamaları kullanmıştır:

The Sunday Times (1 Mart 1992) Ermeni askerleri bölgeden kaçan yüzlerce aileyi katletti:

Agdam hastanesinde katliam ve terörün sonuçları açıkça görüldü. Doktorlar, kurşun yaraları ve derin süngü yaralarıyla katliamdan kaçan 140 hastayı tedavi etti.

The Times (2 Mart 1992) Karabağ tepelerinde çok sayıda ceset:

Mülteciler kaçarken vuruldu.

The Washington Times (2 Mart 1992) Ermeni baskını nedeniyle ölen veya kaçan Azeriler:

Azerbaycan televizyonlarında Hocalı bölgesinden alınan kamyonlarca cesetlerin taşındığı gösterildi.

The New York Times (3 Mart 1992) Ermenilerin Katliamı:

Bölgeye kısa bir süreliğine helikopterle giden Azeri yetkililer ve gazeteciler kafalarının arka kısmı olmayan üç çocuk cesediyle geri döndü.

The Times (3 Mart 1992) Katliamı ayrıntıları:

Kadın ve çocuk cesetleri dahil olmak üzere 60’tan dazla ceset Dağlık Karabağ tepelerinde bulundu ve yüzlercesi de kayıp.

Newsweek (16 Mart 1992) Bir katliamın acı yüzü:

Çok sayıda kişi kaçmaya çalışırken öldürüldü, bazılarının yüzleri parçalandı, bazılarının da kafa derileri yüzüldü.

Uluslararası toplumun zayıf tepkisi

Katliamın hemen sonrasında tüm dünyada katliamla ilgili çok sayıda haber yayınlanmış olmasına rağmen batıdaki basın organları dikkatlerini Balkanlar ve Ruanda gibi o dönemdeki diğer çatışma bölgelerine yöneltti. Bunun sonucunda da dünyadaki insanların çoğu, hala Hocalı veya Ermenistan ve Azerbaycan arasında devam eden sorun hakkında bir şey bilmiyor.

Batı dünyasındaki siyasetçiler ve dünya liderleri bu acımasız olayı kınamıyor ve dünya bu katliamın planlayan kişi ve eski Savunma Bakanı ve şu andaki Ermenistan cumhurbaşkanı Serz Sagysyan’ı destekliyor. Bu kişi Thomas de Waal’ın Black Garden adlı kitabında şunları söylüyor: “Hocalı’dan önce Azeriler Ermeniler’in sivil halka karşı el kaldıramayan bir halk olduğunu düşünürdü. Biz bu ‘kalıbın’ dışına çıkmayı başardık.”

Batı hükümetleri ve basın organları, Ermeni diasporasının gücü sayesinde orantısız şekilde etkileme potansiyeli olan Batı'daki Ermeni lobisi nedeniyle Hocalı'yı görmezden geliyor. Bazı kişiler de 1915 yılındaki sözde ‘Ermeni soykırımı’ iddialarından etkileniyor. Bunların hiçbiri, 26 Şubat 1992’deki iğrenç ve acı olayların ve Ermenistan’ın uluslararası hukuku ihlal etmeye devam etmesinin gerekçesi olamaz.

Misyonumuz

Avrupa Azerbaycan Topluluğu (TEAS) uluslararası toplumun bu trajediyi kabul etmesini ve dünyanın bu konuda harekete geçmesini sağlamaya çalışmaktadır. Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve çevresindeki yedi bölgeyi işgali devam etmektedir ve bu bölgelerin tümü Azerbaycan’ın uluslararası alanda resmi olarak tanınmış olan topraklarıdır. Dağlık Karabağ sorunu 20.000’den fazla Azerinin ölümüyle ve binlercesinin de yaralanması veya sakatlanmasıyla ve yüzlerce evin yağmalanarak yakılmasıyla sonuçlanmıştır. Sonuç olarak, Azerbaycan’ın toplam nüfusunun dokuzda biri olan 875.000 Azeri yerinden edilmiş kişi (IDP) ve mülteci konumuna düşmüştür. BM Halkla İlişkiler Departmanı’na göre Azerbaycan dünyada kişi başına en yüksek sayıda yerinden edilmiş kişinin düştüğü bir ülke.

TEAS’ın ana hedefi:

  • Avrupa hükümetlerinin ve AB’nin Hocalı trajedisini Ermenistan tarafından yapılan bir katliam olarak kabul etmesini sağlamak.

TEAS ayrıca şunları hedeflemektedir:

  • AB üyesi devletlerin ve Avrupa Parlamentosunun Dağlık Karabağ’daki ve çevresindeki yedi bölgedeki mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını kabul etmesi.
  • AB üyesi devletlerin ve AB Parlamentosunun bu sorunun sorumlusunun Ermenistan parlamentosu olduğunu ve işgal kuvvetlerini çekmediği sürece Ermenistan’a karşı diplomatik yaptırımlar uygulamaya hazır olmayı kabul etmesini.
  • Sorunun mağdurları olan 875.000 yerinden edilmiş kişinin (IDP) ve mültecinin evlerine geri dönmesine izin verilmesini.
  • Ermenistan askeri kuvvetlerinin işgal ettikleri topraklardan tamamen geri çekilmesi ve daha fazla genişleme yönündeki çabalara son verilmesini ve
  • Dağlık Karabağ bölgesinin gelecekteki konumu hakkında müzakerelere devam edilmesini sağlamayı hedeflemektedir.

Barbed Wire

Bu acı olayı ve kurbanları anısına Avam Kamarası’nda bir Sabah Önergesi (Early Day Motion) verildi.

Adalet ve uluslararası toplumun onayı olmadığı sürece barış ve bağışlama söz konusu olamaz.

Broşürler Hocalı – Hiç Unutulmadı

Önemli sayfalar