Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nda Avrupa galası düzenlenen Ali ve Nino, izleyicileri göz yaşlarına boğdu

Basın Bülteni: Duygu yüklü Ali ve Nino filminin; Neidi Hautala, Ramona Nicole Manescu ve Tomas Zdechovsky gibi üç milletvekili ile birlikte katılım gösteren Norica Nicolai'nin, Brüksel'deki Avrupa Parlamentosu'nda 8 Mart gecesi ev sahipliğinde Avrupa galası gerçekleşirken film, birçok seyirciyi de göz yaşları içinde bıraktı. Film gösterimi, Azerbaycan'ın Belçika, Hollanda ve AB Büyükelçiliği, Gürcistan'ın Belçika, Hollanda ve AB Büyükelçiliği ile ALDE Grup işbirliğinde Avrupa Azerbaycan Topluluğu (TEAS) Benelüks şubesi tarafından düzenlendi.

Katılımcılar arasında Gürcistan Cumhuriyeti'nin Belçika Büyükelçisi Sayın Natalie Sabanadze, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Belçika, Lüksemburg ve AB Büyükelçisi Sayın Fuad İsgandarov, Azerbaycan'ın NATO Misyonu Başkanı Sayın Khazar İbrahim, Ukrayna'nın Azerbaycan Büyükelçisi Sayın Mykola Tochtskyi ve Azerbaycan Milli Meclisi Dış İlişkiler ve Parlamentolar Arası İlişkiler Komisyonu Başkanı, Milletvekili ve AB-Azerbaycan Parlamento İşbirliği Komisyonu Eş Başkanı Sayın Javanshir Feyziyev'in yanı sıra Fuad Muradov, Kamran Bayramov ve Rovshan Rzayev gibi üç Azeri milletvekili de yer aldı.

Gizemli yazar Kurban Said'in tam 80 yıl önce Almanca kaleme aldığı, Ali ve Nino romanı, yetmiş yıl süren Sovyet egemenliğinden sonra 1918-20'li yıllarda Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin Bakü şehrinde var olan dinler arası, çok kültürlü ve hoşgörülü atmosferi anlatıyor. Müslüman Azeri asil bir genç olan Ali ile Hristiyan Gürcü bir prenses olan Nino arasındaki aşka ayrıntılarıyla değinen roman, büyük oranda İçeri Şehir'de (Eski Bakü) geçiyor. Bununla birlikte olaylar Dağıstan, Ganja, Tiflis, Tahran ve şu an hukuka aykırı bir şekilde Ermeni işgali altında bulunan Dağlık-Karabağ'ın kültür merkezi Şuşa'ya da taşınıyor. Hikayede, Hristiyan ve Müslümanların Bakü'de birlikte huzur içinde yaşadığı bir dönemde batının demokrasi ilkeleri üzerine inşa edilmiş Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin bu döneme nasıl öncülük ettiğine ağırlık veriliyor.

Film gösteriminin zamanlaması ise, Dünya Kadınlar Günü ile aynı güne denk gelecek şekilde ayarlandı. Zira filmde, güçlü bir kadın karakter (Nino) bulunmasının yanı sıra filmin geçtiği dönemde Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin 18 yaş üstü tüm kadınlara oy verme hakkı tanıdığını (Birleşik Krallık, ABD ve Fransa'dan önce) görüyoruz. Ayrıca, o dönemde Avrupa'daki örneklerinden yola çıkılarak Bakü Devlet Üniversitesi kurulmuş olup Azerbaycan, küresel sahnede diğer uluslararası temsilcilerin arasında Paris Barış Konferansı'na katılım göstermişti.

Ödüllü İngiliz yönetmen Asif Kapadia'nın (Formula 1 pilotu Ayrton Senna ile şarkıcı Amy Winehouse belgeselleriyle bilinen) yönettiği ve senaryosunu Oskar ödüllü Christopher Hampton'ın yazdığı bu efsanevi romanın film uyarlaması ise 2016 yılında vizyona girdi. Filmin idari yapımcılığını ise Haydar Aliyev Vakfı Başkan Yardımcısı Leyla Aliyeva üstlendi.

TEAS Benelüks Direktörü Marc Verwilghen etkinlikte şunları söyledi: "Bu, AB-Azerbaycan ilişkileri için çok önemli bir an. Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in geçtiğimiz günlerde Brüksel'e gerçekleştirmiş olduğu ziyaret, Azerbaycan'ın Avrupa'ya bağlılığını ve Avrupa ile ilişkilerini güçlendirme iradesini göstermektedir.

Ali ve Nino, olağanüstü özelliklere sahip Güney Kafkasya bölgesindeki hayatı tasvir ediyor. Maalesef komşularla birlikte yaşamak, her zaman istediğimiz kadar sorunsuz ve kolay olmuyor. Azerbaycan ve Ermenistan örneğinde bunu görüyoruz. AB Doğu İşbirliği'nin üyesi olan bu iki ülke arasında Azerbaycan'ın Dağlık-Karabağ bölgesi ile ilgili olarak devam eden savaş, yaklaşık 25 yıldır çözüme kavuşturulmuş değil.

Azerbaycan, farklı milletleri ve dinleri kucaklayarak diğer kültürlere, etnik azınlıklara ve cinsiyet eşitliğine yönelik hoşgörüsüyle örnek bir ülke olarak gösterilebilir.

Bununla birlikte Ali ve Nino filminde gördüğümüz gibi, umut sınır tanımaz. Kaderin sınırları yoktur. Aşk, engel tanımaz."

Milletvekili Norica Nicolai ise şu yorumda bulundu: "Bu bir aşk hikayesi değil aslında. Bu bir çekişmenin hikayesi. Uygar bir millet ile bu millete boyun eğdirmek isteyen ülkelerin arasındaki bir çekişme ve maalesef bu çekişmeler halen devam ediyor. Bu, Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle ders çıkarabileceğimiz bir film. Bu, aşk hikayesinden çıkarılacak bir ders değil. Bu, zorluklardan çıkarılabilecek bir ders. Umarım, hayatta da önemli bir yeri olan bu konunun işlendiği film, sizlerin de zihninde yer eder."

Gürcistan Cumhuriyeti Belçika, Lüksemburg ve AB Büyükelçisi Sayın Natalie Sabanadze ise bazı hatırlatmalarda bulundu: “8 Mart günü, Güney Kafkasya dahil tüm dünyada zulüm ve katliamlardan etkilenmiş insanları anıyoruz.

Ali ve Nino, yazarı hayatını kaybettikten sonra nüshası Viyana'daki bir sahafta ortaya çıkınca gün yüzü görmüş bir roman. Hikaye, günümüz için de geçerli ve yıllardır süren konuları ele alıyor. Günümüze yönelik pek çok yansımaları söz konusu. Siyasi düzenin nasıl tahlil edildiğini görebiliyoruz. Dünya güçleri arasındaki sorunları ve kültür ile medeniyet çatışmalarını da görmek mümkün. Ayrıca, bireylerin gücüne ve bireysel tercihlere de şahit oluyoruz. Gizemli yazarı ile ilgili sorulara rağmen kitap, oldukça güçlü ve sanatın yok edilemeyeceğini gösteriyor. Kitap, bizlere çatışmaların kaçınılmaz olduğunu ve bunları çözüme kavuşturmanın hiç de kolay olmadığını anlatıyor."

Azerbaycan Cumhuriyeti Belçika, Lüksemburg ve AB Büyükelçisi Sayın Fuad İsgandarov ise etkinliğin kapanış konuşmasını gerçekleştirdi: "Azerbaycan ve Gürcistan Büyükelçilikleri'nin, böyle bir etkinlik için işbirliğinde bulunduğunu görmek çok güzel. Bu, müthiş bir aşk hikayesi. Aşkın, Azerbaycan ve Gürcistan halklarını bir araya getirdiğini görmek lazım. Filmde olaylar, yaklaşık yüz yıl öncesinde geçiyor. Bizlerin de stratejik paydaş olarak bu yolda devam etmesi ve ülkeler bağımsızlığımızı tanıdığı sürece ortak işlere yönelik önerilere açık olmamız hayati önem taşıyor.

Elbette filmde, medeniyetler çatışması da anlatılıyor ama bir yandan aşktan da bahsediliyor. Şii mezhebinden Müslüman ve Azeri bir genç olan Ali'nin, Gürcü Ortodoks Prenses Nino'ya aşkı anlatılıyor. Ali, Sovyet işgaline karşı ülkesini savunmak adına olduğu yerden ayrılmamış. Bizlerin de bağımsızlığımızı korumamız şarttır."

Etkinlik, resepsiyon daveti ve Azeri ile Gürcü şarap ve konyaklarının tadımı ile sona erdi.

Önemli sayfalar