İpek Yolu ve Azerbaycan ruhu, Monet'nin ilham veren doğasıyla bütünleşti

Basın Bülteni: Her yıl Fransa'nın Normandiya bölgesinde düzenlenen 13. Musique de Chambre à Giverny Festivali'nde, La Route de la Soie (İpek Yolu) adlı ana tema kapsamında Azeri klasik müziğine saygı duruşunda bulunuldu. 17­−27 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen festival, 11 konser ve bir konferansa ev sahipliği yaptı. Avrupa Azerbaycan Topluluğu'nun (TEAS) Fransa şubesi de etkinliğe destek verdi.

Giverny Empresyonistler Müzesi ve Vernon Belediye Binası gibi güzel ve çağrışım yapan mekanların ev sahipliği yaptığı festivalin İpek Yolu kapsamında düzenlenen konserlerinde, Azeri ve Doğulu bestecilerin yanı sıra Şark'tan ilham almış batılı meslektaşlarının özgün eserlerine de yer verildi. Etkinlikte, aynı zamanda 70. doğumgününü kutlayan büyük Azeri besteci Franghiz Ali-Zadeh'in kendi eserlerinden bazıları da dinleyicilerin beğenisine sunuldu. Son on yıldır Azerbaycan Besteciler Birliği'nin başkanı olarak görev yapan Ali-Zadeh, Arnold Schoenberg ve Alban Berg tarafından geliştirilen on iki sesli ölçü tekniğinin yanı sıra Bakü Konservatuarı'ndaki hocası, büyük Azeri besteci Kara Karayev'den de esinlenmiş. Kendisi, ortaya koyduğu tüm eserlerde Azeri muğam müziğinin mikrotonları ile Batı Avrupa'nın avangart müziğini sentezlemeye çalışmış ve böylece ortaya bilinçli dinleyiciler için benzersiz ve heyecan verici eserler çıkmış. Bunun sonucunda Ali-Zadeh'in eserleri, aralarında çello sanatçısı Yo-Yo Ma, Kronos Dörtlüsü ve keman sanatçısı Hilary Hahn'ın da bulunduğu pek çok ünlü ve batılı müzisyen tarafından icra edildi.

Kendisi, 18 Ağustos tarihinde yaylı çalgılar dörtlüsü eşliğinde İpek Yolları'nda adlı konserini MughamSayagi uyarlamaları ile başlattı. Konser öncesinde Festival'in sanat yönetmeni ve aynı zamanda çello sanatçısı olan Michel Strauss söz aldı: “Franghiz Ali-Zadeh, ülkesinin geleneksel müziği ile klasik avangart müziği harmanlayarak eşsiz bir müzik dili yaratmış, olağanüstü bir kadın. Kendisinin müziği, bu gece çıkacağımız müzikal yolculuğun ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor."

Franghiz Ali-Zadeh de kendisine şöyle cevap verdi: "Bu gece icra edeceğimiz MughamSayagi, ilk olarak Kronos Dörtlüsü tarafından icra edilmiş, benim için çok önemli bir parça. Gizemli ve empresyonist niteliklere sahip olmasının yanı sıra şiir ve müzik gibi sanat dallarını bir araya getiren muğamdan temalar da içeriyor."

Esere, sırtı izleyicilere dönük keman sanatçılarının açılışıyla çarpıcı bir giriş yapılırken hüzün dolu monoton bir sesle parçaya başlanıp giderek temponun arttığına, pizzicato yaylıları ile lirik bölümlere, dans motiflerine ve gong ile üçgen kullanımına şahit olduk. Konser, tüm müzisyenlerin giderek sessiz bir hal alan ortamda yavaş yavaş uzaklaşıp sırtlarını izleyicilere dönmesiyle sona erdi.

Konsere ilişkin olarak "Franghiz Ali-Zadeh, büyük usta Sergei Prokofiev'inkine benzer bir tavırla mirasını geri kazanma peşinde değil. Her şey, kendisinin yarattığı folklor vari etkiler, mekanik motifler, şiirsellik ve bunun zaman içerisinde gelişimiyle harmanlanmış durumda. Bu tür detaylar da, dinleyiciyi dönüştürecek cinsten" şeklinde yorumlar yapıldı.

Konserin ve kendinden geçen kalabalığın bir anlık sessizliğinin ardından dinleyiciler, Sayın Ali-Zadeh ile müzisyenleri birkaç kaç sahneye çağırarak ayakta alkışladı. Bilinçli ve takdir etmesini bilen dinleyicilerin Sayın Ali-Zadeh'in performansı ile ilgili yorumları, "müthiş!", "inanılmaz" ve "bizlere, yeni bir ses dünyasının kapılarını açtı" şeklindeydi.

Ayrıca, Rus İmparatorluğu'nun doğu bölgelerinden (bugün itibariyle Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarını da kapsayan bölgeler) esinlenilen Nikolai Rimsky-Korsakov'un Scheherazade adlı eseri ile gezgin Marco Polo'nun Geziler Kitabı'nı işitsel olarak sahneye koyan çağdaş Çinli besteci Tan Dun'un Eight Colors adlı eserinin yaylı çalgılar dörtlüsüyle birlikte yorumuna da ilk kez bu programda yer verildi.

Ertesi gün To the Heart of the 1001 Nights (1001 Gecenin Kalbine Doğru) adlı eseri dinleyenler, Ali-Zadeh'in aslen Kronos Dörtlüsü için yazılmış olan Azerbaycan'ın milli dansını çeşitli şekillerde sahnelediği Reqs adlı eserini de dinleme şansına sahip oldu. Ardından,  Leyla ile Mecnun (1192) ve Yedi Güzeller gibi eserleri bulunan ve Azerbaycan tarihinin en büyük destan şairi olarak kabul edilen Nizami Ganjavi'nin anısına 1947 yılında yazılan baleden temaların yer aldığı ve hemşehrisi Fikret Amirov'un şair Nizami anısına bestelediği Symphony for String Quartet (Yaylı Çalgılar Dörtlüsü Senfonisi) dinleyicilerin beğenisine sunuldu.

Programdaki diğer eserler arasında Luciano Berio'nun aralarında soprano için yazdığı Azeri Aşk Şarkısı'nın da bulunduğu 1964 tarihli Halk Türküleri ile Orta ve Doğu Asya ile Müslüman Doğu dünyasını betimleyen ve yine soprano için yazılmış şiirsel niteliklere sahip Maurice Ravel'in Shéhérazade adlı eseri de yer aldı.

Empresyonistler Müzesi'nin dört bir yanını saran yaratıcılığın bağrında 20 Ağustos gecesi düzenlenen ve On the Shores of the Caspian (Hazar'ın Kıyısında) adı verilen konserin en önemli olayı ise Ali-Zadeh'in, Giverny'nin en ünlü sakini olan Claude Monet'nin Waterlilies (Nilüferler) adlı tablo serisinden esinlenerek çello, flüt, iki keman ve viyola ile bestelenen Création adlı eserinin dünya galasının gerçekleştirilmesi oldu. Programda aynı zamanda Alexander Borodin'in senfonik şiiri In the Steppes of Central Asia (Orta Asya Bozkırlarında) ile yaşamlarını sürdürmek üzere Hazar Denizi'nin kıyısına gelen bir Türk boyunun anlatıldığı Prince Igor operasından Poloveç Dansları adlı eserin aranjmanlarına yer verildi. Programda ayrıca, 1923 yılında Sovyetler Birliği'ne katıldıktan sonra Azerbaycan'da bestelenen, Sovyet besteci Reinhold Glière’in Overture to Shakh-Senem adlı eserinin nadiren duyduğumuz batılı tarzda bir yorumu da yer aldı.

Festival, bol çağrışımlı ve olağanüstü geçerken pek çok besteci, tema ve müzik geleneğine yer verildi. Festivalin en önemli anlarında ise Azerbaycan ve olağanüstü sanatçı Franghiz Ali-Zadeh'in odak noktasında yer alan eserleri vardı.

Festivalin bir başka teması da, Bolşevik İhtilali'nin yüzüncü yılından ilham alınması sonucunda Müzik İhtilali oldu.

Paris'ten 80 km. uzaklıkta bulunan ve sanatseverlerin en çok rağbet gösterdiği turizm merkezlerinden biri olan Normandiya bölgesindeki Giverny kasabası, 1883 yılından 1926 yılında ölümüne kadar efsane empresyonist sanatçı Claude Monet'ye ev sahipliği yaptı. Manzara ve doğa ressamı olarak ün salmış olan sanatçı, zamanında hem büyük bir botanik hem de bahçe uzmanı olup halen korunan evi ve peyzajlı bahçesi, dünyanın dört bir tarafından meraklı nesillere ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Kendisi özellikle nilüferlerden ilham kaynağı olarak yararlanmış olup eserleri soyut eşiklerde gezinirken evinin sulak otlağı bugün halen ziyaretçileri büyülemeyi sürdürüyor.

Önemli sayfalar