Muğamın hüznü, sevinci ve şiirselliği Paris'e taşındı

Basın Bülteni: Avrupa Azerbaycan Topluluğu (TEAS) Vakfı Paris şubesi, Göç Vardır, Ölüm Yoktur temasıyla 12. L’Europe autour de l’Europe (Europe around Europe) film festivalini düzenleyen Europa Film Akt (EFA) ile üst üste altı yıldır işbirliğinde bulunuyor. Temayı oluşturan ünlü sözün sahibi ise, dışavurumcu büyük Sırp yazar ve diplomat MilošCrnjanksi. Etkinlikle birlikte, aralarında Azerbaycan'ın Fransa Büyükelçisi Sayın Elchin Amirbayov ile UNESCO İyi Niyet Elçisi ve Kültürel Diplomasi Özel Temsilcisi Sayın Hedva Ser dahil olmak üzere 120 kadar Parisli diplomat, sinemasever ve Azeri dostlarının huzurunda TEAS'ın Genç Sesler, Kadim Şarkı adlı yeni belgesel filminin Fransa galası da gerçekleştirildi. Film, aynı zamanda Carlos Saura, Jean-Luc Godard, Volker Schlöndorff and Andrej Wajda gibi sinema ustalarının eski ve yeni eserleriyle birlikte festival kapsamında izleyicilerin beğenisine sunuldu. Muğam Amerikan Derneği Başkanı ve filmin yönetmeni Jeffrey Werbock da galaya katılım gösterdi.

Genç Sesler, Kadim Şarkı adlı belgesel filme ev sahipliği yapan ve Paris'in köklü bir geçmişe sahip çok yönlü edebi sanatlar merkezi olarak bilinen L’Entrepôt, 1975 yılında zamanın Kültür Bakanı Frédéric Mittérand tarafından kurulmuştu. EFA Direktörü Irena Bilic, gecenin açılış konuşmasını yaparken şunları söyledi: "Bu gece film gösterimi, filmin yönetmeni ile sohbet ve konserden oluşan eşsiz bir etkinlik için bir aradayız. Bu sıradışı geceyi mümkün kıldığı ve bizlere Azeri kültürünün bir başka yüzünü tanıttığı için altı yıldır işbirliğinde bulunduğumuz TEAS'a teşekkür ediyorum."

TEAS Direktörü Lionel Zetter ise şu yorumda bulundu: "Muğam müziğini tanıtma ve Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık-Karabağ savaşının halen mağdurları durumunda bulunan Azeri mülteci ve yerinden edilmiş çocukları anlatma amacı taşıyan bu önemli filmi yapmış olmaktan dolayı gurur duyuyoruz.

1994 yılında ilan edilen ateşkese rağmen çatışmalar sonucunda halen insanlar ölüyor. Daha bir yıl önce yaşadığımız "Dört Gün Savaşı'nda", çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini ve bu konuya acilen çözüm bulunması gerektiğini unutmamak gerekiyor.

TEAS olarak en büyük arzumuz, Dağlık-Karabağ sorununa barışçıl bir çözüm bulunması. Bu durumda, savaşın en büyük mağdurları olan sivil halk da evlerine dönüp Azeri muğam kültürünü ait olduğu yere, Dağlık-Karabağ'a geri götürebilir."

TEAS Fransa Direktörü Marie-Laetitia Gordin, etkinlikle ilgili olarak şunları söyledi: "Genç Sesler, Kadim Şarkı belgeselinde, Azerbaycan için çok önemli olan muğam geleneği anlatılıyor. Muğam, kökleri Dağlık-Karabağ'a dayanan ve sevinci hüzün, aşkı ölüm gibi ifade eden doğaçlama bir müzik türü.

Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki savaş, Azerbaycan'ın halen Ermeni işgali altında bulunan topraklarının yüzde 20'sinin kaybedilmesine neden oldu ve bir milyon insanın mülteci durumuna düşüp yerinden edilmesiyle sonuçlanırken muğam müziğini de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. 

Filmde, yerinden edilmiş çocukların muğam geleneğini ve şarkılarını nasıl yaşattığı ve aslen Amerikalı ancak gönlünde Azeri olan muğam müziği sanatçısı Jeffrey Werbock'un Azerbaycan'daki kamplarda yaşayan yerinden edilmiş çocukları bunca yıl sonra bulma ve muğamın halen ayakta olduğunu keşfetme hikayesi anlatılıyor."

Çeyrek asırdır hukuka aykırı bir şekilde Ermeni işgali altında bulunan Azerbaycan'ın Dağlık-Karabağ bölgesi, muğam müziğinin gelişiminde çok önemli bir rol oynadı. Dağlık-Karabağlı çocukların da bu karmaşık sanatı icra etme konusunda oldukça yetenekli olması da son derece dikkate değer. Sayın Werbock, yaklaşık bir milyon Azeri mülteci ve yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapan demiryolu vagonlarında ve yıkık dökük konutların arasında röportaj yaptığı ses sanatçılarının ve müzisyenlerin yerlerini bulmak üzere 2000 yılında bir keşif gezisine çıkmış. Filmde, geçici olarak yerleştirildikleri bölgelerde duyduğu üç ses sanatçısının yerini bulma ve yaşamları ile yeteneklerinin nasıl bir gelişim gösterdiğini öğrenme arayışı anlatılıyor.

Sayın Werbock, muğam müziği ile ilgili çalışmalar yapmaya 1973 yılında başlamış ve ardından Azerbaycan'ın üç milli enstrümanının (ud, tar ve kemençe) ustası olmuş bir isim. Kendisi artık Avrupa, Amerika ve İsrail'de muğamın manevi geçmişinden, tekniklerin müzisyenler ile eğitmenler arasında nasıl aktarılacağından ve bu tarihi müziğin türleri ve mikro tonlarından bahsederek hayranlık uyandıran dersler-konserler veriyor.

Sayın Werbock ile gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde bir izleyici şu yorumda bulundu: "Film, beni inanılmaz etkiledi. Benim için büyük bir keşif oldu ve önceden farkında dahi olmadığım bir müzik türünü ve ülkeyi tanımamı sağladı. Benim için çok güzel bir film deneyimi oldu. Zira müzik, oldukça derinlere inebiliyor. Müthiş bir filmdi. O çocukların dedelerine ve ninelerine muğam söyleyişini görmek de harikaydı."

UNESCO Barış Sanatçısı olarak dünyanın dört bir yanına 11 barış heykeli dikmiş olan Sayın Ser ise şu yorumda bulundu: "Azerbaycan'a sevginizi gözler önüne seren bu film, beni çok duygulandırdı.  Bununla birlikte, benim de Azerbaycan'a ilk ziyaretimde farkına vardığım insanların o sıcaklığını da içinde barındıran bir film.  İnsanlar, o kadar nazik ve dost canlısı ki. Küçük çocukları muğam çalarken görünce de çok duygulandım. Sanat, birbirimiz ile konuşmanın en kestirme yolu. Filmde gördüğümüz çocukların hepsi, yerlerinden olup yaşadıkları acılara rağmen şarkı söylerken mutluydu. Estetik açıdan çok daha üst seviyedeydi. Bu da hepimize ders olsun."

Soru-cevap bölümünde, Ermenistan ile Azerbaycan arasında yerinden edilen Azerilerin evlerine dönmesini kolaylaştıracak barış müzakerelerinin durumuna, çocuk hanende adaylarının profesyonel ses sanatçısı olup olamadıklarına, muğam ile muğam müziği arasında benzerliklere ve Azericenin Türk kökenlerine değinildi. Etkinlik, geceye son noktayı koyan alkış tufanından önce dinleyicileri kendinden geçiren duygu yüklü bir ortamda Sayın Werbock'un hatıraları canlandıran solo kemençe performansıyla sona erdi.

Önemli sayfalar