Yerinden edilen Azerilerin yaşadığı insanlık dramına yönelik çarpıcı hatıralar, Brüksel'e taşındı

Basın Bülteni: 1951 tarihli BM Mültecilerin Statüsüne İlişkin  Sözleşme'nin 50. yıl dönümünü kutlamak amacıyla BM tarafından 2000 yılında Dünya Mülteci Günü ilan edilen 20 Haziran tarihi, dünya genelinde malından mülkünden olmuş, çatışmaların ve savaşların bahtsız mağdurları haline gelmiş kişileri anmak üzere kabul görmüştür. Bugün itibariyle Suriye ve Ukrayna'da yaşanan çatışmalar nedeniyle mülteci durumuna düşenler ve bunun sonucunda Avrupa geneline yayılan göç krizi, tüm çıplaklığıyla gündemdeki yerini almış bulunuyor. Bununla birlikte bir başka zayiat da, özellikle gerçekleştiği anda doğru bir şekilde aktarılmaması durumunda haberlerin önem sırasına göre önceliklendirilmesi sonucunda uzun süre devam eden trajedilerin göz ardı edilmesiyle yaşanmaktadır.

Sovyetler Birliği dağılmaya başladığı sırada ve dağıldıktan hemen sonra 1988 yılında başlayıp 1994 yılına kadar devam eden Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık-Karabağ savaşı, buna örnek olarak gösterilebilir. Bu savaş sonucunda Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'si Ermenistan tarafından hukuka aykırı şekilde işgal edilirken yaklaşık bir milyon Azeri, kendi topraklarında mülteci durumunda düşüp yerlerinden edildi. Bu oran, ülke nüfusunun yüzde 10'una tekabül ederken Azerbaycan da böylelikle dünyada kişi başına yerinden edilmiş insan sayısının en yüksek düzeyde olduğu ülkelerden biri haline geldi.

Azeri hükümeti; temiz su, hıfzıssıhha ve gıda gibi temel ihtiyaçlara erişim sağlayabilmeleri adına ilk günlerde oldukça zorlu şartlar altında yaşayan bu kişileri yeniden yuva sahibi yapmak üzere pek çok çalışma yapmış olup bugün itibariyle, memleketlerini hiç görmemiş iki genç nesil, eğitim imkanlarından yararlanabilmektedir. Bununla birlikte hepsi, memleketlerine dönmek için yanıp tutuşmaktadır.

Bu insani kriz, çalışmaları Newsweek, The New York Times, Time ve National Geographic gibi mecralarda yayımlanan Amerikalı fotoğrafçı Ed Kashi'nin sosyal açıdan duyarlı objektifini yerinden edilmiş insanların kaldığı kamplara çevirmesini sağladı. Krizi tüm yönleriyle objektifine yansıtmanın imkansız olduğunu fark eden Kashi, Azerbaycan'ın batı kesimindeki kamplarda günlük hayatın sadece bazı anlarına odaklanmaya karar vermiş bir isim. Manchester United takımında oynayan kahramanlarının isimlerinin yazılı olduğu çakma formalarla futbol oynayan çocuklar, her ikisi de savaşta sevdiklerini kaybetmiş olan ve birlikte yemek yapan bir baba ve kızı ­ ile Azerbaycan ve Ermenistan'ın işgal ettiği bölgeler arasındaki "temas hattında" Ermeni keskin bir nişancının kurşunuyla öldürülen evladının fotoğrafını tutan bir anne, kendisinin objektifine yansımış isimlerden sadece birkaçı. Tüm fotoğraflarda kültürü ve dini ne olursa olsun hepimizin paylaştığı ortak insanlık duygusuna vurgu yapılıyor.

Çözümsüz Hayaller: Azeri Mülteciler ve Yerinden Edilen İnsanlar adlı bu etkileyici sergiye, tüm Avrupalı gazetecilerin nezdinde diplomasi dünyasının kalbinin attığı yer olan Avrupa Parlamentosu'nun yanı başında Brüksel Basın Kulübü ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Avrupa Azerbaycan Topluluğu (TEAS) Benelüks şubesi tarafından düzenlenirken VII Photo Agency'den de destek gördü.

Julie Winokur'un üzerinde düzenlemeler yaptığı fotoğraflar ve görüntülerden oluşan bir fonu arkasına alarak konuşma yapan Ed şunları söyledi: "Benim ailem, 1940'lı yıllarda Irak'tan kaçmak durumunda kalmış. O yüzden, yerinden edilmenin nasıl bir acı olduğunu iyi biliyoruz. Mülteci/yerinden edilme konusu, maalesef çok sayıda ülkeyi etkiliyor ancak bunun ardında yatan nedenlere, basında yeteri kadar yer verilmiyor. Bu insanlar, kendilerini kaybolmuş ve umutsuz hissediyor. Tek dilekleri ise evlerine dönebilmek.

Bu fotoğrafları çekerken amacım, bakanların istatistiklerin ötesini görüp bu sorunun çözülmesi gerektiğinin farkına varmalarını sağlamaktı. Bu fotoğraflarda yer alan pek çok kişi, içinde bulundukları durum nedeniyle sağlık sorunlarından muzdarip. Dağlık-Karabağ'dayken bu insanların hali vakti yerindeydi. Yaşamları, artık ağır hasar almış durumda."

TEAS Benelüks Direktörü Marc Verwilghen ise etkinlikte şu yorumda bulundu: "UNHCR'ın yayımladığı son istatistiklere göre dünya genelinde mülteci ve yerinden edilen insan sayısı, sürekli artmakta olup bugün itibariyle yaklaşık 66 milyona ulaşmış durumdadır.

Bu sorunu "benden uzak Allah’a yakın" şeklinde düşünemeyiz. Belçika tarihinde bile, iki Dünya Savaşı sırasında yaşadığımız mülteci olaylarını hatırlıyoruz.

Bugün TEAS Benelüks olarak Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık-Karabağ sorunu nedeniyle evlerini ve memleketlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık bir milyon Azerinin akıbetinin ne olduğuna dikkatinizi çekmek istedik.

BM Güvenlik Konseyi'nden dört ve BM Genel Kurulu'ndan bir karar çıkmasına ve Strasbourg'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Ermenistan'ı kınayan kararlarına rağmen 20 yılı aşkın süredir değişen hiçbir şey yok.

Ermenistan, halen Dağlık-Karabağ'da yaptıklarının sorumluluğunu üstlenme konusunda ayak diriyor. Eski bir Adalet Bakanı olarak Azerbaycan'ın, uluslararası hukuk bağlamında doğru tarafta yer aldığını söyleyebilirim. Azerbaycan, AB'nin doğrudan komşusu durumunda ve AB'nin de, bu konuyu çözüme kavuşturmak için üzerine düşeni yapması gerekiyor."

Azerbaycan'ın Belçika, Lüksemburg ve AB Büyükelçisi Sayın Fuad İsgandarov da şu yorumda bulundu: "Mülteciler, artık her yerde. Brüksel sokaklarında bile görüyoruz. Mülteci, artık hepimizin aşina olduğu bir kavram. Bunlar, olağanüstü fotoğraflar. Ben de, Ed Kashi'nin kamplarda fotoğrafını çektiği insanların çoğunu, diplomasi dünyasına girmeden önce şahsen tanıyordum. Yerlerinden edilen bu Azerilerin, Avrupa medeniyetini temsil ettiklerini ve yerlerinden olmalarına sebebiyet veren savaşın bundan 25 yıl önce yaşandığını unutmamak gerekir. Bu insanların pek çoğu, daha genç yaşta yerlerinden edildi ancak halen memleketlerine dönme arzusu içindeler. Azeriler, doğduğu topraklarla arasında güçlü bağları olan bir halktır.

Umarım bugünkü gibi etkinlikler sayesinde bu sorunlar daha iyi anlaşılır ve bu savaş ile insanların yaşadığı insanlık dramına bir çözüm yolu bulunur."

Avrupa Politika Merkezi (EPC) Kıdemli Politika Analiz Uzmanı Amanda Paul ise etkinlikte şunları ifade etti: "Bu, oldukça üzücü ve hassas bir konu. Azerbaycan, dünyada kişi başına yerinden edilmiş insan sayısının en yüksek olduğu ikinci ülke konumunda. Benim de Azeri olan ikinci ailem, Kelbecerli. Onlar da, savaş sırasında kaçmak durumunda kalmış. Belki bir daha hiç geri dönemeyecek olan ailenin reisi de dahil herkes, her gün Kelbecer'i düşünüyor. 

Bu işin mağdurları, sizin benim gibi sıradan insanlar. Yerinden olmak, çağımızın büyük bir sorunu ancak Gürcistan dahil olmak üzere Güney Kafkasya'da bu durumun orantısız şekilde sık yaşandığı görülüyor. Bu noktada sizlere Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Ermenistan'ı şiddetle kınadığı Chiragov ve diğerleri / Ermenistan davasını hatırlatmak isterim. Dahası işgalci Ermeniler, evleri ve altyapı sistemlerini kasten yerle bir etmiş durumda.

İşgal altında bulunan bazı bölgelere dönüşle başlayacak barış süreci için yeni bir yapılanmaya gitmemiz ve buna yönelik ciddi adımlar atmamız gerekiyor."

Etkinlik; memleketlerini daha önce hiç görmemiş ve yerinden olmuş çocuklar üzerinde asimilasyonun etkisi, diplomatik çözüme yönelik yeni stratejiler ve Ed Kashi'nin sergide yerinden edilmiş çocuklara ve gençlere odaklanmasının gazetecilik bağlamındaki nedenleri gibi konulara değinilen hareketli ve bilinçli bir soru-cevap kısmıyla sona erdi.

Önemli sayfalar